25 Temmuz 2011 Pazartesi

Nesnelerin Boşalan Dünyasında



Koynunuzda uyuya kalan yüreklerinizi
Ben bir
şiirle uyandıracaksam eğer
Yandı
gülüm keten helva
Aşk deyip, inip bindiğimiz, binip indiğimiz atlıkarınca da
Bir hayli eskidi, dökülüyor ayakları
Ayrılık mendilleriyle avutulacak
göz de yok sizde
Biraz gerçek mi koysam tabağınıza?
"Aşk yok!" diye bir söz atsam ortaya
Yemezsiniz biliyorum

Yüksek dallarda taze sözlere uzanmaya üşeniyorsunuz
Nerede bayat bir hatıra, acıya bandırıp emiyorsunuz
Doymadık daha, oynamadık,
gülmedik
Mutsuzluğun bin yıllık taşınmazlığını sırtlanıyoruz
Dersimiz kimya, baldan zehir elde etmenin yolları
"Yaşamak
güzel şey be kardeşim!" diyenler için
Kuşanın karamsar eşkiyalığınızı
Vuralım onları, terkedilmiş
aşklar bahçesinde
Sizin muhitte barış çubuğu içilmediğini biliyorum
Huzur bulalım demiyorum

Toplanın içiyoruz!
Sebepler alın yanınıza, bir neden soran olursa
Yüreğinde acılar büyütmeyi seven halkıma
Keman çalamadığım
çocukluğuma
Kaf Dağının ardına varamadığıma
İçiyorum dersin
İçiyorum
Mutsuzluğun bin yıllık taşınmazlığını sırtlanan yurduma
Gülümseyin bu ninniye, bu masala
Aynaları örtüyorum

Ne lazım bize günün özeti, bir de gökyüzü
Heryerde şak şak,ortalık dolu yavşak
Oldum olası karışıktı zaten yolsuzluğa giden kavşak
Sönmüş ocaklar, cinnetli varoşlar
İlerleyen şehirler
Bir şairden fısıltılar...
Yürekli
insanlarin düşünü kuran
Kaç çığlık susturulmuş, kaç söz kurutulmuş burada
Nesnelerin boşalan
dünyasında
Düşlerinize basmamışımdır inşallah
Karanlığınıza çekiliyorum



Murat Kayali



Hiç yorum yok: