9 Temmuz 2011 Cumartesi

içinde büyümeyen şey





bir daha hiç bulamadığın o gülüş belki seni hep çocuk tutan
ak saçlarına aldırmayan o tahta kılıçlı cengaverlik
akıllı ve düzenli hayatında artık yeri olmayan o serserilik
yorgun ruhunda saklanan pembe yanaklı tazelik
içinde büyümeyen şey
o olmalı

adam kalınmıyor bir top yuvarlanırken
ayaklar oluyor birden kalbin dili
o çocuğun neşesi oluyor açan ciddiyetin kilidini
bütün somurtkan adamları
güldürür kendi okul hikayesi

" ah bir daha gelse geri ! "

takvim yapraklarına binip giden o panayırlar o bayram yeri
bakkalları kapatılan o mabel sakızlar o susamlı akide şekeri
bu
güzel ömür ki ; tadına son basamağında varılan
o rüya dili
o ruhunda saklanan
içinde büyümeyen şey
o olmalı

sıfırdan dokuza rakkamları siliyorum önce bu
dünyadan
akabinde saatleri çıkarıyorum
zamandan
bir daha hiç bulamadığın o
gülüşün üstündeki sis kalkıyor
şehrin üstüne üstüne bir orman akıyor
beraberinde cambazlar, hokkabazlar
beraberinde yedi cüceler,
deniz kızları, uçurtmalar
beraberinde o bayram yeri, o panayırlar
o rüya dili
o ruhunda saklanan
içinde büyümeyen şey
bu olmalı






Murat Kayali


Hiç yorum yok: