12 Haziran 2011 Pazar

Sığınaksın Dışlanmış Düşlere





                                                         Sığınaksın Dışlanmış Düşlere




sevincini tüketmiş bir hüzündür içinde hapsettiğin
boynunda suç pusulalarıyla kırdığı kalbinin
mutlu
zamanların penceresini açmadan bekliyor ölümü
senin gök çizdiğin yerlere dikiyor bir kara
gülü
tam
güleceğin yerde bir kara kader ki; sorma
yüreğin yenildiği bu
dünyada kendini boşa yorma
bu duvarlara hangi rengi vursan akabinde kapkara
ve bir tek sen bakabiliyorsun yenilmiş
çocukların gözlerine
ellerinde kırılmış düşlerinle
sen biliyorsun tekbaşınalığı terkedilmiş harabelerde

ağlamayı oynarsın piyeslerde
oyun sanarlar ağladığında caddelerde
kovulmaz hüznün sana canyoldaşı
sığınakların hep satır araları
fısıldamak gerçeğini, haykırmaların utancı

bir bedduanı söyle bana korktuğun gerçeğe ettiğin
dişim tırnağım düşmanı olsun düşlerine yalan diyenin
hangi
insan yanacaksa ona susarsın sencennetini erken düşleyenlere meleğindim demeden
bir tek sen yanabiliyorsun
sevgisiz büyütülmüş annenin yerine
kanatsız kalbinle

düşlerime sığınan üryan
gerçek
insan kim (ki zaten herkes kendine müslüman)
nerde masum kalpler (
çocukların yarasız olanlarından başka)
kapısına ekmek bıraktığım
insanın gözyaşında tuz
elleri ısınan kadının kalbinde şeker
sığınakların hep
insanların sıcaklığı
ve bir tek sen bakabiliyorsun yenilmiş
çocukların gözlerine

hangi
insana güneşin yolu kesilmişse ona ışık taşıyorsun sen
ve ertesinde yüreğini giydiriyorsun düşsüzlere
sığınaksın dışlanmış düşlere
her acıya uzanan bir el dallanıyor
sevginde

bir tek sen yanabiliyorsun sevgisiz büyütülmüş annenin yerine
kanatsız kalbinle






Murat Kayali / Haziran 2011






Hiç yorum yok: