Fotograf / Ömer Yaman 2010
Zirve Defterimden Sayfalar 1
1.sayfa
[anemon (dağlalesi)…
kız yanağında öpücüğüm ölüme uzandı
kokusu mahçup bir ruh yıkandı
zümrüt bir zincir gibi derede
açtım yüzümü kedere
ağır acım şimdi söğüt gibi ince
ağla rüzgar / ağla esi
soluyor içimde bir dağlalesi
yankıladı sesimi bir çölkoşarı
taştan yağmur emdi karıncanın yolda kalanı
ayva / limon / nar kokusu sürdük yıldızlara
adımı vermişler ona masallar ülkesinde
bir düş sardım kanadına
uçtu gitti yeni bir sevince
ağla rüzgar / ağla esi
soluyor içimde bir dağlalesi
hasbelkader yüz vurduk ötelere
ayrıkotu sürdüm ayrı düşmüş sözlere
sardı kayın bizi bir acı gazele
gönlüm ağıt yakar dağ tepe
ağla rüzgar / ağla esi
soluyor içimde bir dağlalesi
2.sayfa
bir masal saatinde…
dimdik durduğumu sanarak
yalnızlıkta
yaşayacaktım ne güzel
ışığın vurmasaydı
görmeyecektim eteğimde eğri gölgemi
eğilmiş toplarken ezilmiş karamutlarımı
botanik bahçenin üzerindeki ay kal sen
balkon korkuluğuna dayanmış adam ben
ne olur kaçır gözlerini
baktığım yerden
say ki uyur geçtin gecemden
say ki sadece rüyaların kurşun yedi dilimden
sabah oldu
her şeyi yeni baştan düşünmeli şimdi
her anı masal kılan gerçeğin kendisi
ve şimdi bu saatlerde
günün en taze yerinde
gözlerin gerçeğin en tepesinde
dilim intihar ettiğinin bilincinde
bir öpücük bırakıyorum
mermer yataklarımın dağıldığı yerde
sana bir acem türküsü yakıyorum
3.sayfa
bir dudağım kuyunuzda...
bir yağmur damlasının
tutukluluğunu oynuyorum
örümcek ağlarında
güller kırağı aşığı
öğlene kadar
düşmezsem
kurtulacağım
çimende yılan başı
aksam sonrası
süzülsemde
yutulacağım
ya da vurulacağım
hüznün bağlarında
kendini zamana yontturan bir mezartaşı oluyorum
ömür dağlarında
ölmeden dudak dayıyorum
yaşam kuyunuza
yürek tasımla
şimdi
burada
yıkayın gözlerimdeki kumu
aşk denen duru suyunuzla
azığınız
avucumda kuruyan başaklarda
4.sayfa
yüksek sadakat...
içinde
resimlerin değiştiği
madalyonlar gibisine
taşıyorsun
boynunda sadakatsızlığı
hem de
yüksek mertebe
acı bir keyifle
göğüslerinde
yakışır
kör bir yüreğin aynasına bu suretler
böylesi yalancı gülüşler
hepimiz biliriz ne kadar sahte olabiliyor resimler
5.sayfa
bir nehir kuşanmalıyım...
düşerken bastın üstüme
oyluğumdan yosun kopardığın doğrudur
yaramda ayakizin
ayakizinde güneş
havada çığlığın
sesim
sesidir kırdığın
o taşın
bir nehir kuşanmalıyım
koptuğum yerden
sana düşmeden
bir nehir kuşanmalıyım
kuşyuvalarım bulunmadan

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder