1 Kasım 2010 Pazartesi

Zirve Defterimden Sayfalar 1

Fotograf / Ömer Yaman 2010




Zirve Defterimden Sayfalar 1










1.sayfa

[anemon (dağlalesi)…







kız yanağında öpücüğüm ölüme uzandı

kokusu mahçup bir ruh yıkandı

zümrüt bir zincir gibi derede

açtım yüzümü kedere

ağır acım şimdi söğüt gibi ince



ağla rüzgar / ağla esi

soluyor içimde bir dağlalesi



yankıladı sesimi bir çölkoşarı

taştan yağmur emdi karıncanın yolda kalanı

ayva / limon / nar kokusu sürdük yıldızlara

adımı vermişler ona masallar ülkesinde

bir düş sardım kanadına

uçtu gitti yeni bir sevince



ağla rüzgar / ağla esi

soluyor içimde bir dağlalesi



hasbelkader yüz vurduk ötelere

ayrıkotu sürdüm ayrı düşmüş sözlere

sardı kayın bizi bir acı gazele

gönlüm ağıt yakar dağ tepe



ağla rüzgar / ağla esi

soluyor içimde bir dağlalesi







2.sayfa

bir masal saatinde…







dimdik durduğumu sanarak

yalnızlıkta

yaşayacaktım ne güzel

ışığın vurmasaydı

görmeyecektim eteğimde eğri gölgemi

eğilmiş toplarken ezilmiş karamutlarımı



botanik bahçenin üzerindeki ay kal sen

balkon korkuluğuna dayanmış adam ben



ne olur kaçır gözlerini

baktığım yerden

say ki uyur geçtin gecemden

say ki sadece rüyaların kurşun yedi dilimden



sabah oldu

her şeyi yeni baştan düşünmeli şimdi

her anı masal kılan gerçeğin kendisi

ve şimdi bu saatlerde

günün en taze yerinde

gözlerin gerçeğin en tepesinde

dilim intihar ettiğinin bilincinde

bir öpücük bırakıyorum

mermer yataklarımın dağıldığı yerde

sana bir acem türküsü yakıyorum







3.sayfa

bir dudağım kuyunuzda...







bir yağmur damlasının

tutukluluğunu oynuyorum

örümcek ağlarında



güller kırağı aşığı

öğlene kadar

düşmezsem

kurtulacağım



çimende yılan başı

aksam sonrası

süzülsemde

yutulacağım

ya da vurulacağım

hüznün bağlarında



kendini zamana yontturan bir mezartaşı oluyorum

ömür dağlarında



ölmeden dudak dayıyorum

yaşam kuyunuza

yürek tasımla

şimdi

burada

yıkayın gözlerimdeki kumu

aşk denen duru suyunuzla



azığınız

avucumda kuruyan başaklarda







4.sayfa

yüksek sadakat...







içinde

resimlerin değiştiği

madalyonlar gibisine

taşıyorsun

boynunda sadakatsızlığı



hem de

yüksek mertebe

acı bir keyifle

göğüslerinde



yakışır

kör bir yüreğin aynasına bu suretler

böylesi yalancı gülüşler

hepimiz biliriz ne kadar sahte olabiliyor resimler





5.sayfa

bir nehir kuşanmalıyım...







düşerken bastın üstüme

oyluğumdan yosun kopardığın doğrudur

yaramda ayakizin

ayakizinde güneş

havada çığlığın



sesim

sesidir kırdığın

o taşın



bir nehir kuşanmalıyım

koptuğum yerden

sana düşmeden



bir nehir kuşanmalıyım

kuşyuvalarım bulunmadan

Hiç yorum yok: